forumseker - seker gibi forum  

Go Back   forumseker - seker gibi forum > Aşk / Duygusallık / Romantizm > Okunası Yazılar

Okunası Yazılar Hayata dair, hoşunuza giden, ders alınması gereken yazılar ...


GÜven

Konu içeriği: Yaşamımızda en çok ihtiyaç duyduğumuz duygulardan biri de güvendir. Güveni, bir şeye veya kişiye inanmak, bir şeyden emin olmak olarak ifade edebiliriz. Güven ile ilgili öne çıkan en önemli kavramlar ise güven duymak, güven vermek ve özgüvendir. Güven duymak, insanın başkalarına inanması, güven vermek başkalarının ...

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-10-2010, 07:57 PM   #1
Kullanıcı Profili
Tek Tabanca
 
yesim434 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.036
Konular: 614
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Puan Grafiği
Rep Puanı:14
Rep Gücü:4
RD:yesim434 is on a distinguished road
Ek Bilgiler
Standart GÜven


Yaşamımızda en çok ihtiyaç duyduğumuz duygulardan biri de güvendir. Güveni, bir şeye veya kişiye inanmak, bir şeyden emin olmak olarak ifade edebiliriz.

Güven ile ilgili öne çıkan en önemli kavramlar ise güven duymak, güven vermek ve özgüvendir. Güven duymak, insanın başkalarına inanması, güven vermek başkalarının bize inanması ve özgüven ise insanın kendine güvenmesi, kendi düşündükleri ve yaptıklarından emin olmasıdır. İdeal olan, her üçünün bir insanda bulunmasıdır.

Her üç boyutunun da varlığı bize huzur veren bir duygudur. Güven duymamak insanı dengesiz, korkak, endişeli, abartılı, kontrolsüz, mutsuz, gergin ve huzursuz kılar. Öte yandan özgüveni olmayan kişilerin, başkasına güvenleri de az olduğundan, başkalarının kendilerine güvenmelerini de önemsemezler.

Kendine, başkasına güven duymak ve kendine güven duyulması iş hayatımızda, aile hayatımızda, ticari hayatımızda ve kişisel yaşamımızda çok önem arz eder.

Güven, bazen yıllarca bin bir emekle oluşturulan ticari itibardır, bazen trilyonlara eşit bir entelektüel sermaye ve bazen ise varlık sebebimizdir. Çok zor kazanılıp, kolay kaybedilir. Bir bilmece olarak sorulsa herhalde “Zor kazanılıp, zor elde tutulan ve kolay kaybedilen şey nedir” diye sormak mümkün olurdu.

Sevgi, aşk ve evliliğin temel taşıdır. Güven duymadığımız birini asla sevemeyiz. Karşıda bize duymalıdır sevilmek için. Özgüveni olmayanlar, kendileri de dahil hiç kimseyi sevemezler. Sadece kendilerini sevdiklerini zannederler.

Dostluklar, arkadaşlıklar ve gerçek sevgiler güven üzerine kurulur. Güven öyle bir duygu ki; bazen ölümden korkmadan yaşam sebebimiz, bazen de son nefesinizi vermek için uğruna beklediğimiz bir eldir. Tıpkı aşağıdaki öyküdeki gibi…

Geleceğini biliyordum

Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. Ateş yağmuru altındaydılar. Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,
-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Büyük bir ihtimalle ölmüştür. Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.
Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. O korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;
-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
-Değdi, dedi, gözleri dolarak,değdi…
-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?
-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim. Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
-Geleceğini biliyordum… Geleceğini biliyordum… dedi.

Öyküdeki gibi; güven vermek önemlidir, güven duymak da. Ama en önemlisi duyulan güveni boşa çıkarmamak.


Genellikle farkındalığını yakalamış kişiler, kendi olumlu ve olumsuz yönlerini görebilmekte ve buna göre yargı oluşturabilmektedirler. Ve bu insanlar hayata olumlu bakıp, sınır ve güçlerini iyi bilerek, savunma mekanizmalarını çok verimli kullanıyorlar. Bu kişiler, kendileri ile barışık olup, özgüveni yüksek kişilerdir.

Farkındalıkları gelişmemiş kişiler ise; sorunlar karşısında, daha suçlayıcı, mazeret arayıcı, çözümden çok, başkalarını suçlamayı yeğleyerek sorundan kaçma, duygularını bastırıp sorunu yok saymaya çalışmayıp, olayları çarpıtıp sorumluluğunu kendi dışındaki kişi ve olaylara yöneltme gibi tavırlara giriyorlar.

Özgüvenin temelleri, küçük yaşlarda yetiştiğimiz ortam, aile, eğitim, çevre,inanç durumuna göre atılır. İnsan zihninin geliştiği 0-6 yaş arasındaki yaşamımız, edindiğimiz korkular, bilinçaltılar, yanlış duygular ve düşünceler zekamızı şekillendirdiğinden, güven duygusu ve özgüven de bu yıllarda oluşur. Onun içindir ki bu yaş grubundaki çocuklarımızın yetişmesi ve eğitimi çok önemlidir.

Güven duygumuzun güçlü olması ilişkilerimizi açık, adil ve dostça kurmamızı sağlar. Bu durum bizi mutlu kılacağı gibi ilişkilerimizin gücü ve kalitesini de arttırır. Öyle ise özgüvenimiz olmalı öncelikle. Bunun için farkındalıklarımızı yakalamalıyız. Kendimizi tanımalı ve güvenmeliyiz. Sonra da güven vermeliyiz çevremize ve bizde inanmalıyız herkese.

Güvenmeliyiz ama tedbiri elden de bırakmamak gerek. Ne yazıktır ki; büyük yolsuzluk ve güven sarsıcı olaylar, karşıya bir miktar güven verildikten sonra uygulanmaktadır. Bu da bir kişiye güven duymak ile işimizdeki görevimizi eksik yapmamızın ayrı ayrı şeyler olduğu anlamına geliyor. Örneğin bir müşteriniz önce sizden küçük veresiye mal alır ve paralarını gününde öder. Herhangi bir çek senet almazsınız. Üçüncüsünde yüklü bir alış veriş yaparak ortadan kaybolabilir. Güvenmek güzel bir duygu ama bu bize kaybettirmemeli. Öte yandan kaybetme korkusu ile kimseye güvenmemek te yanlış. O halde küçük de olsa alacaklarımıza belge alırsak baştan risk almamış oluruz. Güvenimiz de sarsılmaz.

Güvensiz olmak ayrı bir şey, tedbirli, uyanık ve temkinli olmak ayrı bir şeydir. Bir şeyi sorgulamak, araştırıp öğrenme veya baştan açık bilgiye ulaşmak isteği her zaman karşıya güvensizlik değildir. Kısaca güven duyma körü körüne olmamalı.

Kişi olarak özgüvenimizi sağladıktan sonra, güven veren bir kişi olmaya çalışmalıyız. Bunun için yapmamız gereken tek şey ise; devamlı olarak söylediği ile yaptığı şey aynı olan kişi olmaktır. Atalarımız “özü sözü bir olmak” olarak ifade ederler bu durumu.

Ayrıca, özgüvenimizi arttırmak için; iyi şeylere yönelmeli, pozitif düşünmeli, tecrübelerden ders almalı, basitliğe önem vermeli, gerçekçi hedefler belirlemeli, cesaretli olmalı, devamlı öğrenmeli, faydalı şeyler yapmalı ve değişime açık olmalıyız.

Güvenilir bir kişi olmanın yolu ise; şüpheci, eleştirici, negatif,yargılayıcı, suçlayıcı bir kişilik yapısını terk ederek daha olumlu, pozitif ve dinleyen, anlayan, çözümsel düşünen ve iletişime açık bir yapıyı benimseyen bir kişi olmaktan geçer. Açık ve net olmalı, yalandan uzak durmalı, yalnızlık ve korku yaratan olaylardan uzak kalarak kendi özgüvenimizi sağlamalıyız.
Güvensizliği, toplum kendi yaygınlaştırır gibi görünse de kişilere çok görev düşmektedir. Bu gün için, özgüveni olmayan, güven vermeyen ve güven duymayan bir toplum halini almışız. Ne Devlet vatandaşa güvenir, ne de vatandaş Devletine..! Politika ve politikacıya güven duymuyoruz. Velhasıl hiçbir şeye ve kimseye güven duygumuz kalmamış. Ekonomiye güvenmiyoruz, kurlara ve borsaya güvenmiyoruz. Yıllarca kesintiler yapılıyor konut edindirmek savıyla ama yıllar sonra birikimini bir elbise parası olarak alan bir insanın hiçbir şeye güveni kalmıyor tabi.Konunu boyutu çok geniş ama kişiler olarak bu güvensizlikler de bizde pay sahibiyiz. Kendi düşüncemizi kullanmıyoruz, bazen takılıp gidiyoruz, sıkıntıya düşünce de kimseye güvenimiz kalmıyor. O halde önce kendimizi sorgulamamız lazım. Bireyler olarak, bir benle bir şey olmaz demeyip, çevremize güven salmalı, kişilere güven duymalıyız.

Bir araştırmaya göre Brezilya’dan sonra insanı birbirine güvenmeyen ikinci ülkeyiz. Her şeyimizi güvensizlik üzerine kuruyoruz. Kızımızı evlendirirken bile şu kadar altın takılacak, şu kadar güvence verilecek ya adam boşarsa diye başlıyoruz. Altınların güvence olduğunu sanarak neleri göz ardı ettiğimizi bir baştan bilebilsek. Bazı güvensizlikleri de plansızlığımız, nüfus artış hızımız, eğitimsizliğimiz ve hesapsız yaptığımız işlerden kaynaklanıyor ülke olarak. Bin bir mücadele ile üniversitelere girip sonrada okul bitince işsizler ordusuna katılarak güvensizlik doktorası yapan gençlerimiz iş bulacaklarına ve yarınlarına nasıl güvensinler..! Aslında biz fakir bir ülkeyiz ama güvensizlikte pek zenginiz. Ne dersiniz aslında güven fakiriyiz.

Kişiler olarak hiç vakit kaybetmeden farkındalığımızı yakalamlı, olumlu ve olumsuz yönlerimizi keşfetmeli, olumsuzluklara karşı tavır geliştirmeli, pozitif olmalı ve güven oluşturma ile ilgili bir şeyler yapmaya hemen başlamalıyız. Küçük çocuklarımızı yalan yanlış ve korkularla değil, sevgi ile büyütmeli ve yetiştirmeliyiz ki; diktiğimiz güven fidelerimiz, geleceğin mutlu,güvenli ve özgüvenli ormanlarını oluştursun.

Hüseyin Bozkurt

Yeminli Mali Müşavir

Fırat YMM Gaziantep



--------------İmza--------------
Yorum yazarken lütfen;

* Düzgün bir Türkçe kullanınız!
* Argo ve küfürlü kelimeler kullanmayınız!
* İnsanları rencide edici ithamlarda bulunmayınız!


[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekir. ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ...]
yesim434 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
gÜven

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:57 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
2008-2010 ©Türkü Dinle Her Hakkı Saklıdır.
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Sohbet
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410