Konu içeriği: Kadeş Savaşı Bize okulda öğretmişlerdi: Tarihdeki ilk yazılı anlaşma Hititlerle Mısırlılar arasında Kadeş Savaşından sonra yapılan anlaşmadır. Ancak çoğumuzun aklında bundan başka bir şey kalmadı bu savaş hakkında. Anadolu ve Mısır tarihlerini beraber izlediğimizde ise karşımıza ilginç bir olay çıkıyor bu savaş hakkında: Bu savaşı ...
Bize okulda öğretmişlerdi: Tarihdeki ilk yazılı anlaşma Hititlerle Mısırlılar arasında Kadeş Savaşından sonra yapılan anlaşmadır. Ancak çoğumuzun aklında bundan başka bir şey kalmadı bu savaş hakkında. Anadolu ve Mısır tarihlerini beraber izlediğimizde ise karşımıza ilginç bir olay çıkıyor bu savaş hakkında: Bu savaşı iki taraf da kazanmış. Her iki tarafın tarihleri de savaşı kendi taraflarının kazandığını yazıyor. Fakat savaş sonrası bölgeye baktığımızda savaş öncesine göre bir değişiklik olmaması savaşın aslında berabere bitmiş olduğunun önemli bir göstergesi. Her ne kadar Abu Simbel'deki muhteşem ışık gösterisinde Ramses II'in Hititleri nasıl evire çevire yendiği anlatılsa da Anadolu kaynakları bu konuda hemfikir değiller. Bu savaş neden çıkmış? Basit, iki taraf da Suriye'nin güneyi ve bugünkü Lübnan üzerinde söz sahibi olmak istiyorlar ve karşı tarafı buna bir engel olarak görüyorlar. Savaşta da iki taraf birbirini o denli hırpalıyor ki sonunda her iki kral da durup düşünmek zorunda kalıyorlar: Bir gün daha savaşırsak karşı tarafı yenebiliriz, ama elimizde kalan askerler bizim kendimizi diğer düşmanlarımıza karşı savunmamıza yetmez. Bu sebeple de kendi ülkelerine çekilerek Kadeş'i olduğu gibi bırakıyorlar. Ama, eğer biraz dedikoduya meraklıysanız işin ilginç tarafları da var. Firavun Amenhotep IV Amenhotep III ve kraliçe Tiy'in oğluydu. Kraliçe Tiy de büyük rahip Eje'nin kızkardeşiydi. Amenhotep IV tahta geçer geçmez Akhenaten (Aten'in hizmetkarı) adını alarak tek bir tanrıya, hayat veren güneş tanrısı Aten'e tapmaya başladı. Daha önce pek çok tanrıya tapmakta olan Mısır için bu büyük bir yenilikti. Ayrıca Akhenaten halktan biri olan Nefertiti ile evlendi. Nefertiti de aslında büyük rahip Eje'nin karılarından biri olan Tey'in büyüttüğü öksüzlerden biriydi. Akhenaten'in ölümünden sonra tahta büyük oğlu (veya bir ihtimalle küçük kardeşi) Smekhkare geçti ama o da tahtda çok kısa süre kaldı ve yerine aslında Mısır tarihi için pek önemi olmayan, ama mezarı bulunan tek firavun olan Tutankhamon geçti. Abisinin genç yaşta ölümüyle çocuk yaşta kral olan Tutankhamon yerine ülkeyi rahip Eje yönetmekteydi. Kendi ayakları üzerinde durmaya başlayacağı yaşlara gelen firavun muhtemelen rahipler tarafından düzenlenen bir suikaste kurban gidince genç karısı (ve Akhenaten'in Nefertiti'den olan kızı) Ankhesenamon büyük rahip Eje ile evlendirilmek istendi. Bu şekilde tahta geçme planları kuran Eje'den kurtulmak isteyen Ankhesenamon Hitit kralı Şuppiluliuma'ya bir mektup yazarak onun oğullarından biri ile evlenmek istediğini söyledi. Hitit kralı da şüphelenmesine rağmen oğlu Zannanza'yı Mısır'a gönderdi, ancak bu genç yolda Eje'nin adamları tarafından öldürüldü. Hititlerin Mısırlılara olan nefretinin bu olaydan kaynaklandığı söyleniyor. Tutankhamon'un ölümü M.Ö. 1325 yılı ve savaş tarihi M.Ö. 1285 olduğu için arada bu olaylar unutulmuş olabilir. Tüm bu kargaşanın ardından Ramses II başa geçti. Saldırgan bir kral olan Ramses II'le birlikte Mısırlılar Hititlere karşı daha saldırgan bir politika izlemeye başladı. Suriye'nin güneyindeki Amurru Devleti o zamana kadar Hititlere bağlı idi, ancak onlar da taraf değiştirince savaş kaçınılmaz oldu. Ramses II komutasındaki Mısır ordusu, Muvatalli komutasındaki Hitit ordusuyla Kadeş yakınlarında karşılaştı. Muvatalli bu savaşın önmini bildiği için tüm Anadolu'dan asker toplamıştı. Mısır kaynaklarına göre Hitit ordusu 3500 araba, 17000 piyadeden oluşuyordu. Mısır ordusunun da yaklaşık 20000 kişi olduğu düşünülmektedir. Mısırlılar ordularını dörde bölerek her birine bir tanrının adını vermişlerdi. Bu Amon, Re, Ptah ve Seth adlı arkaya arkaya giden dört tümenle kuzeye yönelmişti. Ramses en önde giden Amon tümeninin başındaydı. Arkadan da Ra, Ptah ve Seth tümenleri geliyordu. Ordular Asi ırmağını geçmeden Hitit ordusundan kaçtıklarını söyleyen iki bedevi Ramses'e Hitit ordusunun Halep yakınlarında olduğunu söyledi. Oysa bu casusları gönderen Muvatalli Kadeş yakınlarında pusuda bekliyordu. Ramses savaş için daha uygun bir yer bulabilmek için diğer tümenlerle arasını fazlaca açarak Kadeş'e vardı ve orada iki Hitit öncüsünü yakaladı. Bu öncülerden Hitit ordusunun nerede olduğunu öğrenen Ramses başına geleceği anladı ama artık çok geçti. Hititler bu sırada ırmağı geçmekte olan Ra tümenen baskın yapıp birliği dağıttılar ve Amon tümenine doğru kaçan Ra tümeninin peşinden giderek Amon tümenini de bozguna uğrattılar. Ancak bu sırada zengin firavunun karargahını yağmaya daldıkları için toparlanan Mısırlılar mutlak bir bozgundan kurtuldular. Ertesi gün gene devam eden savaşta kesin bir sonuç alınamayınca Ramses ordusuyla geri çekildi. Hititler de Şam'a kadar gelerek Amurru krallığına egemenliklerini tekrar kabul ettirdiler. Bu savaştan sonra ne Hititler ne de Mısırlılar sınırlarını genişletmek için bir çabada bulunmadıkları için uzun süren bir barış kuruldu. Hatta Hitit kralının kızlarından bir tanesi Ramses II'ye gelin olarak verildi ve sarayın önemli kadınlarından biri oldu.