forumseker - seker gibi forum  

Go Back   forumseker - seker gibi forum > Aşk / Duygusallık / Romantizm > Aşk

Aşk İlişkiler, aşk hayatı


Şimdi GidebiLirsin! BiR cümLeLik yanımdaydıN zateN

Konu içeriği: Azığında bulunan son harfleri döktün dilinden. Şimdi gidebilirsin bir cümlelik yanımdaydın zaten.. Gitmeyi göze alana "KAL" diyememki "kal" desem kalan sen olmazsın. Sen gitmeyi göze almışsın. Zoraki kalmalar gitmekten kötüdür. Bir "git" dememe bakıyorsa gözlerin gidebilirsin.. elbet bir sabır dikilir alın yazıma. Kaf dağından ödünç ...

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-09-2011, 12:44 AM   #1
Kullanıcı Profili
Tek Tabanca
 
yesim434 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.036
Konular: 614
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Puan Grafiği
Rep Puanı:14
Rep Gücü:4
RD:yesim434 is on a distinguished road
Ek Bilgiler
Standart Şimdi GidebiLirsin! BiR cümLeLik yanımdaydıN zateN


Azığında bulunan son harfleri döktün dilinden. Şimdi gidebilirsin bir
cümlelik yanımdaydın zaten..

Gitmeyi göze alana "KAL" diyememki "kal" desem kalan sen olmazsın. Sen
gitmeyi göze almışsın. Zoraki kalmalar gitmekten kötüdür. Bir "git"
dememe bakıyorsa gözlerin gidebilirsin.. elbet bir sabır dikilir alın
yazıma. Kaf dağından ödünç aldığım gülmelerimi oturturum yanaklarıma.
Sana söylenecek tüm sözlerimin celladı olurum. Öldürürüm kelimelerimi.
Gidebilirsin.. Kasvete bulanmış bir hava çökse de yarınlarıma ben
dünlerime sarılırım. Oysa kahrı karalamıştık birliğimizde şimdi
gitmeler sıkıştıysa düşlerine gidebilirsin..
...
zaman bir meltem hızında üst üste devriliyor ve gidiyorsun.. gidişinle
hayat istasyonumdan mutluluğa giden trenler arasındaki yerim
siliniyor. Dev günler ardında bir karınca gibi yok oluyorsun

düşlerimden vurgun yedim. Şimdi ne yaşadığım yeri konuşturacak kadar
güçlüyüm ne de içimdeki yarayı susturabilecek kadar deli. Gözyaşlarımı
ceplerimden çıkarıp gözlerime astıysam kime ne ki? Ben ki; yitirdiğimi
bulmak için yumdum gözlerimi. Senden önce çakıldı yüreğim yere. TERS
NOKTASINDAN HAYATA SOBE..
iyi de ben seni yakalamak için oynadım bu saklambacı. Karşıma
yakalanmış durumda çıkan hayat niye? Yitirdiğim bu saklambacın
neresinde?

Hecelerimde saklı birisin artık . harfsiz bir isim , en bildiğim
yanımın en meçhul ünlemi.. gitmeliydin.. Nefeslerimin yarım ve hayatın
un ufak olduğu bir anda HİÇ GELMEDİĞİNİ öğrendim. Ve siyah beyaz
hüsran doldu avuçlarıma. gidişinin şarkısı çalınmaz artık;
gelmeyişinin ağıtları yakılır mısralarımda. Peki bu gelmeyiş neden
gelmişlikleri barındırdı yüreğimde? Yoksa gelmemiştin de benden mi
gizlemiştin ?
yada geldin sandığımda sen çoktan gitmiş miydin??



--------------İmza--------------
Yorum yazarken lütfen;

* Düzgün bir Türkçe kullanınız!
* Argo ve küfürlü kelimeler kullanmayınız!
* İnsanları rencide edici ithamlarda bulunmayınız!


[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekir. ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ...]
yesim434 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-09-2011, 12:47 AM   #2
Kullanıcı Profili
Tek Tabanca
 
yesim434 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.036
Konular: 614
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Puan Grafiği
Rep Puanı:14
Rep Gücü:4
RD:yesim434 is on a distinguished road
Ek Bilgiler
Standart


Daha fazla yabancı ölmek istemiyorum sana...
İyilikten, saflıktan ulaşamadım kendime burada…
Burası durmadan hızlanan bir kent. Burada sonsuz arzu çarpışır.
Sonsuz acı… Sonsuz hırs…
En başlarda ne istedim tam bilmiyorum. Ama öyle açık ve
duruydu ki gördüğüm herşey, nereye ve kime baksam beni
kendisine inandırıyordu. Henüz içimde bir başkası yoktu. İçimde
benden ayrı, bana karşı bir ses yoktu. Gidemediğim yerleri mutlu
özlerdim, çünkü gitmesem bile bilirdim ki oraları da benden bir parçaydı.
Çok az ve usulca konuşulurdu.
Çünkü sessizlik vardı ve ve bu sessizlikte en küçük sesler bile
çabucak yayılırdı heryere. Sessizlik kutsaldı, çünkü bütün sesleri
o saklardı koynunda.
Evlerin önünde küçük bahçeler vardı. Geceleri ışıl ışıl yanan
küçük düş ağaçları vardı. Herşey bizim için yaratılmıştı sanki,
göründüğü gibi olan ruhumuza göre. Geceler gündüzlere
usulca sokulurdu. Yavaştı herşey. Çok yavaş…
Kutsal ve sonsuz bir aynaydı gökyüzü. Kendisine içtenlikle
ve sabırla bakanların ismini sayıklardı…
O zaman da vardı kötülük ve şiddet… O zaman da vardı yalan ve sevgisizlik…
Ama yavaş dönerdi dünya. Garip, kutsal bir sessizlik vardı heryerde.
Utanırdı kötüler yaptıklarından. Pişmanlık duyulurdu her yalandan
sonra. Sanki mecbur kalındığı için sevgisizdi insanlar.
Top oynardık mezarlıklarda. Ölüler dünyanın en sevecen
insanlarıydılar. Hayatı onlar sevdirirdi bize. Aynı güneşin
altına uzanırdık birlikte.
O zaman bir tek kalbim vardı benim. Gözlerim bana aitti
nereye gitsem. İçimde kendi sesimden başka hiçbir ses yoktu.
Hayatın o dinmeyen ağrısıyla hatırlardım kendimi. Susar dinlerdim.
O ağrıyı incitmemeye çalışırdım. Kaçmazdım ondan. Bilirdim ki
istesem de kaçamam ondan. Güneşin doğuşu ya da batışına
nasıl saygı duyuyorsam ona da öyle derin bir saygı duyardım…
Toprak, içimde sakladığım halde ulaşamadığım sevgiliydi…
Kendimle değil, toprağın sırrıyla yarışırdım. Kendimden değil,
toprağın sırrından ürkerdim… Bu ürküntüyle barışmak için sık sık
toprağa yüz sürerdim. Koklardım onu. Çıplak bir hazla yürürdüm
üzerinde. Kalbimin üzerinde yürür gibi…
Sonra sular geliyor aklıma. Aktıkça yüzün gibi aydınlanan sular.
İlk orada hatırlıyorum seni. İçimde henüz başka bir ses yokken.
Kalbim ve gözlerim sadece bana aitken…
O suların peşinde, hayatımın peşinde, yüzünün peşinde…
İlk orada akıp giden sularda seninle kendimi gördüm. En çok
sende sevdim kendimi. Akıp giden sularda. İlk kez sende gördüm özlemlerimi…
Akıp giden kalbimi… O parçalanmış ve sadece sana ait
benliğimi ilk kez sende gördüm…
O yavaşça dönen dünyayı, bütün sesleri içinde saklayan o kutsal
sessizliği… Kendisine sabırla ve içtenlikle bakanın adını sayıklayan
o sonsuz gökyüzünü… Gökyüzünün el verdiği o küçük düş bahçelerini…
Toprakla sular arasındaydı kalbim. Bu yakınlıkta ne varsa, bu sır
nereye varacaksa görmek isterdim. Çünkü öyle inanırdım ki kendime,
nereye baksam seni görürdüm. Toprakla sular arasında
giderek aydınlanan yüzünü.
Dalgaların aydınlığı vururdu terkedilmiş evlere. Bir kapı açılır,
içeri üşümüş bir ışık girerdi. Dışarıda bir sonsuzluk kimsesiz yanardı.
Bir ceset vururdu sahile, ömrüm olurdu yorgun ve ıslak saçları…
Sen olurdun yüzünü saklayan herkes… Sonra… Sonra biterdi toprak…
Akmaz olurdu sular. Kirlenirdi o kutsal sessizlik…
Düş ağaçları kesilirdi… Seni bekleyecek yer bırakmazlardı bana…
Sürüklerdi beni peşinden hızlanan dünya, bu durmadan hızlanan kent…
Sürüklerdi beni kalbimden ayrılan ikinci kalp,
sürüklerdi beni gözümden ayrılan ikinci göz…
Ruhumdan ayrılan öbür ruh, sürüklerdi beni…
Artık bu kent o kent değil, bu kalp o kalp değil, bu gözler
o gözler değil… Seni sevdiğine inandığım o insan bu insan değil…
Burada gidilecek hiçbir yer yok. İnsan en fazla o öbür,
o yalancı kalbine çarpıyor… Burada insan en fazla o sahte
gözünü hissediyor içi acıyarak… Ne kadar sevse de dünyanın
bütün sevgisizliğini üzerine alıyor burada insan…
Hep başkalarının sahte yasını tutuyor…
Burada her sabah, her akşam insan yeniden,
hep yeniden başlıyor hayatına. Sanki hiç
yaşanmamış gibi, hiç gidilmemiş gibi, hiç ders
alınmamış gibi… Burada insanın yalan yüzü değil,
o en derinde sakladığı kalbi kararıyor önce…
Artık burası herhangi bir kent: Kalabalık, doyumsuz, aceleci,
konuşkan, acımasız, telaşlı unutkan, intikam dolu ve hep kaybetmiş…
Burada sistem, kirletilmiş arzularla içimize, beynimize sızıyor,
o “kurtarılmış beyin hücrelerimize”. İşte sevgiyi, yitirdiğimiz ve
özlediğimiz aşkımızı, işte en derinde yatan
insanlığımızı aradığımız yer burası…
İşte seni aradığım yer burası: Herşey satılık burada, herşey
ambalajlı. Sevgi, umut, ütopya, başkaldırı, inanç, ölüm, farklı hayatlar…
Herşey, herşey satılık burada.. Burada herşeyin bir fiyatı var…
Burası durmadan hızlanan bir kent… Aşk bile burada serbest
piyasa kurallarına bağlı… Sahte bir kalple peşinden koştuğum
bu dünya seni bana anlatmaz, artık biliyorum…
Burası benim önümden koşan bir kent… Burada ikinci kalbimle,
ikinci gözümle, ikinci benliğimle yarışıyorum. Burada kendimle
amansız kavgalıyım…
Seni sevdiğim kadar sevmedim bu hayatı, inan…
Ne olur bir tek buna inan…
Çünkü sende gökyüzüm var. sende sonsuz yağmurlarım, k
utsal sessizliklerim var… Sende o küçük düş ağaçlarım var…
Affet bu küçük insanlığımı… Affet peşinden geldiğim bu kenti…
Affet o derin doyumsuzluğumu…
Göremedim affet, sen bu kentte denizden çıkan bir cesettin.
O yorgun ve ıslak saçları ömrüm olan bir ceset… Affet beni…
Gidilecek başka bir yer yokmuş bu kentte… Toprakla akan su
arasındaki yüzünden başka… İşte bunu öğrettin bana… O sessiz,
o kutsal yüzünle bana bunu öğrettin. Bu kentte aşk olamayacağını…
Beni kendine çağırdın. Akşamın o ıstıraplı eşiğine…
Son bir umutla sana sarılıyorum sevgili. Dünya nereye giderse gitsin,
bir tek sen kaldın bu kentte, birtek sen kaldın içimdeki iyilik
yüzünden utandırmayan beni…
Ben bu dünyadan kaçtım ve gidecek başka yerim yok…
Burası içimi kanatarak hızlanan bir kent…
Bir yanım ölü, bir yanım sen…
Sevgiliysen tanı beni, bil öyleyse…
Dediğin gibi sevgili,
daha fazla yabancı ölmek istemiyorum sana….



--------------İmza--------------
Yorum yazarken lütfen;

* Düzgün bir Türkçe kullanınız!
* Argo ve küfürlü kelimeler kullanmayınız!
* İnsanları rencide edici ithamlarda bulunmayınız!


[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekir. ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ...]
yesim434 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
bir, cümlelik, gidebilirsin, yanımdaydın, zaten, şimdi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:19 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
2008-2010 ©Türkü Dinle Her Hakkı Saklıdır.
Protected by CBACK.de CrackerTracker
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410